0224 443 15 83
Uzm.Dr. Orhan Sevinç Cura

Uzm.Dr. Orhan Sevinç Cura

ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI
NİLÜFER/BURSA

Blog
 

 

            GENİZ ETİ , BADEMCİK ALINMALI MI?

 

Geniz eti ve bademcik sorun lar yarattığında alınsın mı alınmasın mı?sıkça tartışılır .Oysa oluşan sorunun ne kadar önemli olduğunu ölçecek elimizde bilgi ve emareler var.Öyle emareler varki mesela apne-solunum durması olan kişi muhakkak ameliyat edilmelidir.Burada hastayı takip eden çocuk hekimi ile kulak burun boğaz uzmanın ın doğru ve uyum içinde değerlendirme yapması önem taşır.

 

Geniz Eti NORMALDEN BÜYÜKSE;

Çocuk ağızdan nefes alır, burnu daima tıkalıdır.

Sesi genizden gelir.

Gece yüksek sesle horlar, uykuda da rahat nefes alamaz. Sabah yorgun kalkar, bu da gün içinde hırçınlığa, okul başarısında düşmeye yol açabilir.

Ağızda koku olabilir

Tekrarlayan boğaz enfeksiyonları veya kulak enfeksiyonları görülebilir.

 

Geniz Etinin Alınması Ne Zaman Gerekir?

 

Eğer, geniz eti büyüklüğü normal nefes almaya, konuşmaya engel oluyorsa ameliyat mutlaka önerilir.

Aşağıdaki durumlarda da, ameliyat seçeneği değerlendirilmelidir:

Eğer, çocuğun uykuda sıkıntısı varsa

Eğer tedaviye rağmen düzelmeyen veya sık tekrarlayan kulak enfeksiyonu, kulakta sıvı toplanması varsa

 

Bademciklerin Alınması Ne Zaman Gerekir?

 

Eğer bademcik büyüklüğü, uykuda nefes alamama nöbetlerine, yutma veya nefes alma güçlüğüne neden oluyorsa alınmalıdır.

Aşağıdaki durumlarda da, bademciklerin alınması düşünülebilir. Eğer sık sık anjin geçiriyor ( yılda 7 defa, veya arka arkaya 2 yılda toplam 10 defa ) ve koruyucu antibiyotikten de yarar görmüyorsa ,operasyon önerilir.

 

Lakin allerji varlığı,reflü varlığı tetkik edilip varsa tedavisi verilen hastalar boş yere ameliyat olmaktan kurtulurlar.

Allerjik nezle ihtimali bakılıp,3 haftalık tedavi uygulanmadan ameliyat edilen çocukların takriben yarısında ameliyattan 3 ay sonra semptomlar tekrar ediyor ve allerji tedavisi ile düzeliyorlar.

 

SAĞLIKLA KALIN

 

Uzm. Dr. Orhan Sevinç CURA

 

 

 

ATEŞLİ ÇOCUĞA NASIL YAKLAŞILMALI

 

Çocuğunuzun ateşi 37.9 ve üzeri ise ve kendini rahatsız hissediyorsa ateşe müdahale edilmelidir. Hastalık süreci içerisinde alttaki neden tedavi edilmediği sürece ateş tekrar yükselecektir, ancak ateşi düşürerek çocuğunuzun kendini daha rahat hissetmesini sağlayabilirsiniz.

 

Ateşi düşürmek için bazı şurup ve fitilleri kullanabiliriz. Özellikle 2 yaş altındaki çocuklarda ilaç seçiminde doktorunuza danışmakta fayda vardır. Ateşin sebebi ne olursa olsun ılık sularla banyo yaptırmak alnına, koltuk altlarına, kasıklarına ılık ıslak bez ile uygulama yapmak her zaman işe yarar. Asla sirkeli, kolonyalı ya da alkollü bezler kullanılmaz.

 

Çıplak kalabilir ya da ince giydirilmelidir

 

Sık sık emzirin ya da bol sıvı veriniz.

 

Ateş ölçümü için dijital termometreler hem kullanım hem de fiyat açısından uygundur, çabuk ve doğru ölçebilirler.

 

Ağız, koltuk altı veya her iki yoldan ölçebilirler. Kullanmadan önce koltuk altındaki teri veya suyu silmek gerekir.

 

Bebeğiniz 3 ay ve altındaysa, ateşi 37.9 C’ nin üzerinde olduğunda doktorunuzu aramalısınız.

 

Düşüremediğiniz her ateşte veya sık tekrarlayan ateşte hekiminizi aramalısınız.

 

Bunların yanında huzursuzluk ateş düşürücüye cevap vermeyen ateş; döküntü var ise çocuğunuzun ateşi düştüğü halde halsiz görünümü devam ediyor ya da giderek artıyorsa, ateşi 2 yaşın altında 24 saatten daha uzun süre, 2 yaş ve üzerinde 3 gün ve daha uzun süre devam ediyorsa doktorunuza gitmelisiniz.

 

Önce duş veya kompresle müdahale peşinden ilaç tercih etmek ateşi daha kolay kontrol etmemizi sağlar…

 

 

ÖYLE BİR ŞURUP VERELİM Kİ İŞTAHI AÇIVERSİN

 

İştah açıcı şurup diye bir şey yoktur. Öncelikle yemek yemeyen çocuğun bir sorunu var mı? onu incelemek gerekir.

 

Bazen aldığınız bir vitamin şurubu, balıkyağı şurubu tesadüfen iştahı açabilir ,o zaman o vitamin eksikliğini tesadüfen tespit etmiş olabilirsiniz ve bu da yeme isteğini biraz arttırmıştır, ama ver bir ilaçta herkesin iştahı açılsın böyle bir ilacımız yoktur.

 

Çocuk az yiyor ama günlük hayatta aktif ,enerjik ve hastalanmıyorsa yediği miktar ona yetiyor demektir.Ama yaşıtlarına göre boy ve kiloda geri kalmış ise o zaman bazı tetkikler yaparız.

 

Öncelikle barsakta kurt-parazit varlığı değerlendirilir sonra çocukta demir ,çinko,vitamin b12 gibi bir mineral ya da vitamin eksiklikleri aranabilir.İdrar yolu enfeksiyonu kız çocuklarda en çok iştahsızlık ve gelişim geriliği sebeplerinden biridir.

 

Reflü ve sindirim sistemi tembelliği de iştahsız özellikle pütürlü gıda yemeyen çocuklarda karşımıza sıkça çıkar.Çocuğa rol model olan anne babanın gıdayı yerken ki tutumu çok önemlidir.Anne babası sebze veya balık yemeyen çocuğun bunları iştahla yemesini beklemeyiniz .

 

Çocuklar dediğimizi değil yaptığımızı uygularlar.Reflü olan çocuğun az az ve sık beslenmesi,gece saat 20’den sonra süt dahil su dışında bir gıda almaması,asitli içecekler ve kızartmalardan uzak durması,ilaç tedavisi ile beraber çok iyi sonuçlar verir.

 

Barsakta parazit var ise çocuğum makat ve burnu kaşınır,salyası gece yatağına akabilir, ilaçla kolaylıkla tedavi edilebilir.Yani sorunu tespit edince hastanın iştahını açarız.Çocuklara rol model olalım. en azından sabah ve akşam 2 öğün sofraya beraber oturup her gıdadan yiyerek onları doğru beslenmeye alıştıralım.

 

SAĞLIKLA KALIN

 

Uzm. Dr. Orhan Sevinç CURA

 

 

PFAPA OLMASIN?

SÜREKLİ ATEŞLENEN ÇOCUKLARDA (PFAPA) DÜŞÜNÜLMELİDİR

 

Çocuğunuz iki hafta ile 8 haftada bir ateşleniyor,ateş üç günden fazla sürebiliyor ,verilen ilaçlara rağmen 38 in altına zor iniyor,çocuğun hal ve davranışlarından o günlerde ateşleneceğini anne hissediyorsa ,SİZDE PFAPA olabilir.PFAPA aslında tedavisinde antibiyotiğin yer almadığı ve çocuklara gereksiz yere antibiyotik verilen,9 yaş civarında çoğunlukla kendiliğinden geçen bir durumdur.

 

Periyodik ateş(2-6 haftada bir ateşlenme), aftöz stomatit(ağızda yara aft), farenjit(boğaz kızarıklığı bademcikleri iltihaplı denmesi) ve servikal adenit (boyun lenf bezelerinde şişme) Semptomları ile tanınan bu antiteye dikkat çekmek isterim.

 

PFAPA sendromu, çoğunlukla 5 yaşından küçük çocuklarda görülmektedir. Sendrom erkeklerde genellikle kızlardan daha sık görülmektedir. PFAPA sendromunun en önemli bulgusu 21-28 gün arası olmak üzere düzenli aralıklarla tekrarlayan ve genellikle 40.0-40.6ºC’ye yükselen ateştir.Ateş ortalama 4 gün sürmekte ve kendiliğinden olarak gerilemektedir.Anne çocuğun o gün ateşleneceğini farklı bir tavrından hisseder,mesela bugün çok yemek yedi,çok sinirli idi gibi bir durumdan sonra ateşi bekler.

 

Hastaların ateşinin antibiyotik ve non-steroid antiinflamatuvar ilaçlara yanıt vermemesi dikkat çekicidir.

 

Ateşle beraber , farenjit(boğaz kızarıklığı bademcikleri iltihaplı denmesi) ve servikal adenit (boyun lenf bezelerinde şişme)aftöz stomatit(ağızda yara aft), vardır ,bunlar skar bırakmadan 5-10 gün içinde iyileşirler.Tonsillerde genellikle non-eksudatif eritem görülebildiği gibi kript ve membranlar da görülebilir. Hastaların atakları sırasında alınan boğaz kültürü normal boğaz florası olarak saptanır.

 

Servikal lenfadenit genellikle bilateral, çapları 5 cm’yi geçmeyen, ağrısız, hareketli lenfadenopatilerdir. Servikal bölge dışındaki lenf bezlerinde büyüme görülmez. PFAPAsendromuna özgü bir laboratuvar bulgusu bulunmamaktadır. Ataklar sırasında lökositoz ve eritrosit sedimantasyon hızında artış görülmektedir. Atak aralarında ise klinik ve laboratuvar bulguları tamamen normale dönmektedir.

 

PFAPA sendromunun nedeni bilinmemekle birlikte viral ve otoimmün mekanizmalar üzerinde durulmaktadır.Yineleyen ateş atakları olan bir çocukla karşılaşan hekimlerin bu hastalıklara özgü bazı ipuçlarından yararlanarak tanı koymaları mümkündür.(PFAPA) sendromu ender hastalıklardan biridir.Bu sendromun hastalığa özgü laboratuvar bulgusunun olmayışı hastalığın tanısını güçleştirmektedir.

 

PFAPA sendromu ender görülse de, sendromu oluşturan ateş, aftöz stomatit, farenjit ve servikal lenfadenit gibi bulguların çocuklarda sık rastlanan muayene bulguları olması nedeniyle atlanabilir. Hekim bademcikler iltihaplı diyebilir çünkü farenjit mevcuttur hakikaten ama ateşin tekrar edişi gözden kaçırılmamalıdır.Antibiyotik ve ateş düşürücü kullanılmasına karşın ateşin 5-6 gün sürdükten sonra normale döndüğü vakalarda, yineleyen ateş nedeniyle ayrıntılı biçimde incelenen hastada ailevi Akdeniz ateşi (FMF) açısından DNA analizinde mutasyon saptanmaması önemlidir.

 

.PFAPA sendromunda ataklar yıllar boyu sürebilmektedir,ailelere çocukta sekel kalmayacağı, gelişiminin etkilenmeyeceği ve hastalığın kendiliğinden iyileşeceği anlatılmalıdır.

 

 

 

HAVA NEMLENDİRİCİ YARARLI  MI?

 

‘Her çocuklu eve bir tane lazım mı? Birçok konuda olduğu gibi bunu da abartıyor muyuz? Bu cihazlar gerçekten işe yarıyor mu? Yoksa bize mi öyle geliyor? Hava nemlendiricilerinin zararlı etkileri olabilir mi?’

 

Çocuğunuzun astımı var ise buhar makinesi için harcama yapmadan once mutlaka çocuğunuz izleyen hekim ile görüşün. Astımlı çocuklarda hava nemlendiricilerinin rutin tedavide yeri yoktur.

 

Evinizin nemini nem ölçer ile ölçün 40 ın altı ise nemlendiriniz,50 nin üstü ise asla kullanmayınız,akar-küf mantarları 55 nemin üstünde çok fazla bulunur bu da astımı tetikleyebilir.

 

 

 

 

 

SÜTÜM BEBEĞİME YETİYOR MU? ODA ISISI KAÇ OLMALI? YA NEM? FİTİLİ NASIL VERMELİYİM?

 

 

Bebeğin bir öğünde alacağı miktarı, kilosunu 15 ile çarparak, bir günde alacağı toplam miktarı da kilosunu 150 ile çarparak hesaplarız. Örneğin 3 kilo bir bebeğin bir kerede alacağı anne sütü miktarı 45 ml; bir günde alacağı anne sütü miktarı ise 450 ml civarıdır. Bu bebeğimizin 2 saatte bir emdiğini varsayarsak her 2 saatte bir 40 ml civarı alması yeterlidir.Bebek anne sütü alıyorsa ekstra su verilmesine gerek yoktur,eğer mama ile besleniyorsa her mama sonrası 20 ml kadar su verilebilir.Anne sütü alan bebeğe verilecek tek destek D vitaminidir,bu da 2 yaşına kadar günde 400 ünite olarak ağızdan verilmelidir.

 

Birinci haftadan sonra annenin günde 3 litre civarı su içmesi ve haftada iki gün balık yemesi sonucu sütü daha çok artacak, bebeğin ihtiyacı karşılanacaktır. Günlük kaka sayısı, kilo alımı takibi, ateşin takibi bize yeterli beslenmenin olup olmadığını kabaca anlamamızda yardımcı olur.

 

Yenidoğan bebek yeterli beslenemezse kaka yapamaz, ateşi olur ve çok ağlar. Bazen açlığa bağlı olarak hareketliliği de azalabilir. Şüphe edildiğinde bir hekime gösterilmelidir.Annenin gece muhakkak en az iki saat derin ve kaygısız bir uyku uyuması çok önemlidir. Burada baba veya aileye yardımcı olan kişi annenin endişesini gidermekte yardımcı olmalıdır. Bebeğin ortamında ısı 22-24 arasında nem 45-50arasında olmalı, bebek hergün duş aldırılmalı, ama gün aşırı şampuan kullanılmalıdır.

 

Bebeklerde kabızlık için veya ateş için fitil makattan sık sık uygulanabilir.Burada dikkat edilmesi gereken şey fitil yarım konulacaksa fitilin ENİNE KESİLEREK uygulanmasıdır.Boyuna kesildiğinde makatta zedelenme yapabilmektedir.

 

 

SAĞLIKLA KALIN

 

Uzm. Dr. Orhan Sevinç CURA

 

 

 

 

                               ASTIM

 

Astımın kelime karşılığı havayollarının daralması, nefes darlığıdır.Bizler hastalarımıza astım dediğimizde anne ve babalar kanser demişiz gibi tepki gösterir, korkar, "Emin misiniz?" diye sorar. Bazen ikinci bir hekime muhakkak danışır. Oysa bronşit dediğimizde tepki o kadar yumuşaktır ki, hasta bunun zaten kolayca tedavi olacak bir hastalık olduğunu zannederek ,kaygı duymadan teşhisi kabullenerek verilen tedaviye hemen başlar. Aslında her ikisi de birbirine yakın mekanizmalarla oluşan astım-bronşitte teşhisin isimlendirilmesi aile açısından önemlidir. Aile bunun geçip geçmeyeceğini kesin tedavinin var olup olmadığını ASTIM deyince sorarken, BRONŞİT dendiğinde ayrıntılandırmadan hemen ilaçlara başlar.Evet tabii ki iki teşhis birbirinin aynı değildir.

 

Astım hava yollarının tekrarlayan enflamatuar bir hastalığıdır. Ülkemizde çocuklarda görülen en sık kronik hastalıktır ki bu oran %6-8 olarak ifade edilir. Duyarlı kişilerde nöbetler halinde gelen hırıltı, hışıltı, nefes darlığı, öksürük özellikle gece öksürüğü ve sabaha karşı olan öksürük, en önemli belirtilerindendir. Astım oluşturan sebepler alerjik ve non-alerjik (allerjik olmayan) olarak iki başlıkta incelenir. Astım her yaş grubunda olabilmekle beraber genellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda bronşiolit, bronşit, biraz balgamı var, hışıltılı çocuk gibi isimlendirilmelerle tanı söylenmekte olup, bir kısmı tıbbi bir kısmı halk diliyle, aslında çocuğunuzun solunum yolları problemli denmeye çalışılmaktadır. Bazen hastalar öyle geçişkendir ki iki teşhis aynı anda kullanılabilmektedir. Hastalık alerjik ise; ailede astım, alerjik nezle-saman nezlesi, egzema gibi bir hastalığı olan ebeveyn muhakkak sorgulanır. Nasıl ki çocuğumuzun gözleri dayısına benzemişse, ev tozu, polen gibi bronş alerjik duyarlılığı da ona benzeyebilir. Yani alerji genetik geçişli olabilir. Ama diğer taraftan ailede olmasa da, zaman içinde çocuğumuz duyarlanarak, herhangi bir maddeye alerjik tepki geliştirebilir. Bazen 5 yaşında bir hastaya polen alerjisi var dediğimizde "Bugüne kadar yoktu nasıl olur?" diye sorar. Halbuki daha ileri yaşlarda da alerji geliştiği bilinen bir bilimsel gerçekliktir.

 

Alerjinin olmadığı astım-bronşit vakalarında, özellikle gece beslenen ve bu nedenle reflü hastalığı geliştirdiğimiz çocukları görmekteyiz. Alerjinin olmadığı diğer bir büyük grupta viral üst solunum yolu hastalıklarından dolayı bronş darlığı yaşayan hastalarımızdır. Bu durumda alerji yaratan etmenlerden; kirli havadan koruduğumuz, viral enfeksiyon maruziyetini azaltıp aşılarla ve bazı ilaçlarla, direncini yükselttiğimiz ve gece beslenmesini kesip reflü tedavisi yaptığımız çocukların büyük çoğunluğu, bu hastalığa karşı tedavide başarılı olacaktır.

 

En sık rastladığımız alerjenler; ev tozu ve akarları, polenler, tüy döken ev hayvanları , küf mantarlarıdır. Bunlarla mücadelede ev içi nemin%50 civarında tutulması, evde çamaşır kurutulmaması, tüylü yünlü oyuncak, giysi, halı gibi tozu çokça barındıran eşyaların çocuktan uzak tutulması önemlidir. Çocuğun sıkça kullandığı odaların, her gün suya çeken veya hepa filtreli elektrik süpürgesi ile temizlenmesini öneriyoruz. Evin hiçbir odasında sigara içilmemesi, hatta sigara kullanan ebeveynin çocuğa dokunmadan önce, el-ağız temizliği yapıp giysilerini bile değiştirmesi, o kokunun öksürüğü tetiklememesi için önemlidir.

 

Astım-bronşit teşhisi hekimin muayenesi ile konulabilir. Film çekilmesi, tahlil yapılması şart değildir. Muayene sırasında çocuğun dinlenen solunum seslerinin, o anda normal olması da astım-bronşit olmadığı anlamına gelmez. Geçmişte öksüren, balgam kusan, hırıltısı olan ve bu belirtileri birkaç kez yaşayan kişi hekimce takip edilip, semptomların olduğu anda muayene edilerek teşhis konulabilir. Ya bronşit astım değilse? İşte o nedenle ilk görüşmede bazı testler, akciğer grafisi gibi, solunum fonksiyon testi gibi yaşı 5 ten büyük ve uyumluysa ve bazı kan tahlilleri yapılabilir. Alerjiden şüphe ediliyorsa, kan tetkiki ve yaşça uygunsa ve uyumluysa ciltte alerji prick test yapılabilir. Hastaların ilaca verdiği cevapta teşhisi kesinleştiren bir diğer faktördür. Tedavide önce belirtiler kontrol altına alınır, sonra ataklar önlenmeye çalışılır, ilaç ihtiyacı en aza indirilir. Çocuğun günlük hayatını tüm çocuklar gibi yerine getirebilmesi amaçlanır. Verilen ilaçların Kullanma eğitimi hastaya bizzat doktorun kendisi vermelidir. Hasta düzenli takip edilmeli, yapması ve yapmaması gerekenler detaylı anlatılmalıdır. Astım yineleyen bronşit hastaları, her yıl Eylül ile Aralık ayı sonuna kadar grip aşılarını olmalıdır.

 

Ne yedirelim ne yedirmeyelim noktasında, çok soru gelmekte. Özellikle bıldırcın yumurtasından mucize beklememenizi önereceğim.Yapılan bazı çalışmalarda üzüm çekirdeği tozunun faydalı sonuçlar verdiği tespit edilmiştir. Hazır şurupları ülkemizde mevcut. Ayrıca zerdeçalın soğuk verilmesinden fayda gören hastalar olduğu belirtilmiştir. Öğünlerin düzenli yapılması ve karışık her yiyeceğin tüketimi asıl olandır. Öksürüğün çok olduğu dönemde ada çayı, ıhlamur gibi bitki çayları ve bol su içilmesi balgamı incelterek rahatlama sağlayabilir. Astım ve yineleyen bronşit tedavisi bir ekip işidir. Burada ailenin verilen ilaçları düzenli kullanıp, düzenli hekim takibinde olması, çocuğun kullandığı ilaca ve cihaza uyumu; hekimin doğru teşhis ve ilaç kullandırması ile alınan doğru çevresel önlemler tedavide başarıyı getirir.

 

ÇOCUKLUK ÇAĞI ASTIMI

 

Astım sık görülen, çok konuşulan bir hastalık. Ama bazen astımla ilgili gerçeği yansıtmayan bilgiler paylaşılıyor ve aileler de çocukları ve kullandıkları ilaçlar hakkında endişeleniyolarlar. Sık karşılaştığımız sorulara cevap vererek bu endişeleri gidermek yararlı olabilir diye düşündüm. Bu tür yanlış bilgilerin nasıl uykusuz gecelere yol açabileceğini anne olunca anladım ben de! Bu sitede birçok bilgi paylaştık astım ile ilgili burada sorularınıza cevap bulamazsanız, diğer yazılara da bakın mutlaka ya da bize sorun lütfen.

 

Herkese çocuklarıyla sağlıklı, mutlu bir yıl diliyorum neşemiz bol olsun, sevgiyi ve sevinci paylaşalım, ülkemizde ve dünyada barış olsun...

 

ASTIM İLAÇLARI BAĞIMLILIK YAPAR!

 

Doğru değil. Astım kronik bir hastalıktır, bu nedenle hastaların ilaçlara gereksinimi vardır, ancak bunun nedeni ilaçların bağımlılık yapması değil, hastalığın devam ediyor olmasıdır. Şikayetler en düşük ilaç dozuyla kontrol altında ise ilaçların kesilmesi doktorunuzun kontrolü altında planlanabilir.

 

Eğer çocuğum astım ilacını uzun süreli olarak her gün alırsa ilaç etkinliğini yitirir ve çok hasta olduğunda işe yaramaz.

 

Doğru değil. Ilaçlar farklı şekilde çalışırlar. Bazı ilaçlar düznli kullandıklarında işe yararlar, bazıları da şikayet olduğunda kullandığınızda işe yarar. Çocuğunuzun aldığı ilaçları ve ne şekilde kullanılmaları gerektiğini bilmemniz önemlidir. Astım şikayetlerini azaltan ve atakları önleyen ilaçların düzenli kullanmalarına gerek yoktur.

 

Astım tedavisinde kullanılan steroid, sporcuların kullandığı veya kilo aldırıp tansiyon yükselmesi yapan steroidle aynıdır.

 

Doğru değil. Uzun süre ağız veya iğne yoluyla yüksek doz kullanılan steroidlerin önemli yan etkileri vardır ve hastalıkları nedeniyle uzun süre yüksek doz ağız veya iğne yoluyla steroid alan kişilere bu konuda bilgi verilmelidir. Ancak astım tedavisinde düşük doz ve hava yoluna verilerek kullanılan ilaçlar yan etki açısında uygun doz ve şekilde kullanıldığında güvenlidir.

 

ÇOCUĞUN ŞİKAYETİ GEÇTİYSE...

 

Çocuğum kendini iyi hissediyor ve şikayeti yoksa astımı geçmiştir ve ilaçlarını kesebiliriz.

 

Doğru değil. Astım kontrol altında, ancak ilaçlar doktorunuzla konuşarak kesilmediyse çocuğunuzun şikayetleri tekrar başlayabilir veya çocuğunuz astım atağı geçirebilir.

 

Bebeklere ve küçük çocuklara astım ilaçlarının buhar yoluyla verilmesi en etkili yöntemdir.

 

Doğru değil. Ara cihaz kullanarak verilen sprey ilaçlar da tedavide son derece etkindir. Buhar yoluyla verilen ilaçların dozu daha yüksektir ve ataklarda kullanılabilir. Ancal ağlarken kullanılması ve maskenin çıkarılarak kullanılması etkinliği azaltır. Ayrıca ilaçların buhar olarak verılmesi süreyi azaltır.

 

ASTIMLI ÇOCUK VE SPOR

 

Çocuğumun astımı varsa diğer çocuklarla birlikte oynamamalı, spor dersine katılmamalı veya spor yapmaması daha iyi olur.

 

Doğru değil. Tüm çocukları(ve tabi erişkinlerde) sağlıklı kalmaları için oyun oynamaları ve egzersiz yapmaları gerekir. Astım şikayetleri uygun ilaçlarla kontrol altınsa olan çocuklar spor dersine katılabilir ve istedikleri sporu yapabilirler.

 

SAĞLIKLA KALIN

 

Uzm. Dr. Orhan Sevinç CURA

 

 

 

 

  • BEBEKLERDE EK GIDALARA GEÇİŞ; (6. AY SONRASI)

 

  • AŞI PROGRAMI

 

  • ÖRNEK ÖĞÜN

 

YETERLİ İSE BEBEKLERE İLK 6 AY SADECE ANNE SÜTÜ VERİLMELİDİR,

 

TADIMLIK DENEMESİ ÖNERİLMEZ , SU VERİLMESİ ÖNERİLMEZ.

 

ANNE SÜTÜ YETERSİZ İSE ÖNCE FORMÜL MAMA SONRA 6. AYI BİTİREN BEBEKLERE TADIM BAŞLANABİLİR.

 

 

 

         EK GIDAYA BAŞLARKEN DİKKAT EDECEKLERİMİZ;

 

Her gıda bebeğe tek başına verilmelidir. Tek başına verilen besin maddesinin tadını alması için en az 3 gün azar azar bu besin maddesi bebeğe yedirilmelidir. Böylece hem bebek o besinin tadını anlayacak hem de besine karşı alerjisi varsa ortaya çıkacaktır

 

Ek gıdalar verilirken kesinlikle biberon kullanılmamalı, kaşıkla verilmelidir.

 

Bebeğiniz için hazırlamış olduğunuz yiyecekler 3 saatten fazla bekletilmiş olmamalı taze ve günlük tüketilmelidir.

 

Vitaminlerin kaybolmaması için cam rende kullanılmalı. Rondo, blender gibi araçlar yerine çatal ya da kaşıkla ezme tercih edilmeli.

 

Bir yaşına kadar kesinlikle verilmeyecek gıdalar, çilek, patlıcan, süt, bal, kakao, yumurtanın beyazıdır, bu altı gıda tadımlık bile bir yaşa kadar allerjik olduklarından önerilmez. Yine baharatlar, un, tuz, şeker verilmemeli , katkı içeren market ürünlerinden mümkün oldukça uzak durulmalıdır.

 

Bebek tek başına anne sütü ile sütümüz yeterli ise 6 aya kadar su bile verilmeden beslenmelidir. Anne sütü yeterli ise 6 ay, yetersiz ise 6. ay dolana kadar formül mama ile takviye edilir. 6. ayını doldurduktan sonra SEBZE-MEYVE-YOĞURT üçlüsünden biri ile çay kaşığı , sonra tatlı kaşığı sonra çorba kaşığı ile tadımlıklar başlanır. 7.Ay bitmeden porsiyon , yani 100 ml ye geçilmez. Eksikler gene anne sütü ya da formül mama ile tamamlanır Meyve dönemine göre elma ya da şeftali ile başlanır, meyve püresi , sebze çorbaları ve sebze püresi ile devam edilip yoğurda geçilir. 8. ay bitiminden sonra unlu gıda ile tanışabilir, lakin gluten alerjisi kolay tetiklendiği için unlu gıda için 9. ay bitimi önerilir.

 

9.ay kahvaltılıklar tam pişmiş yumurtanın sarısı-tuzu alınmış beyaz peynir, ekmek eklenir. Sonra sırasıyla kıyma, balık, baklagiller, ve diğer tüm gıdalar önce tadımlık sonra porsiyon olarak verilir.

 

9.ay itibariyle sofraya beraber oturulur, extra tuz konmamış aile yemeği bebeğe verilebilir. 2 yaşından sonra yatmadan 2 saat önce beslenme kesilmelidir.

 

Bebeğin ek gıdalara geçebilmesi için oturmayı başarmış olması önemlidir. Bu nedenle ek gıda tadım, öğüne geçişinde aceleci davranılmamalıdır. İlk çıkacak dişler ön kesiciler olup bunlar çiğnemeye değil koparmaya yarar bundan dolayıdır ki 9. ay ve sonrası porsiyona geçiş için uygun zamandır.

 

D vitamini ve demir desteği 2 yaş bitene kadar yapılmalı, gerekirse demir düzeyi belli aralıklarla örneğin 6 ayda bir takip edilmelidir.

 

 

 

1 YAŞA KADAR BEBEĞİN BESLENME SAYISI

 

DOĞUM – 1 Hafta : 6-10 kez/ gün

 

1 Hafta – 1 ay : 6-8 kez / gün

 

1 Ay – 3 ay : 5-6 kez / gün

 

3-7 ay : 4-5 kez / gün

 

9-12 ay : 3 kez / gün

 

Sebze çorbası (300kcal.3,5 gr protein) 2 porsiyon:

 

1 Küçük havuç

 

1 Orta boy patates

 

1 Orta boy domates

 

1 Yemek kaşığı pirinç yada bulgur unu

 

1 Yemek kaşığı sıvı yağ

 

Mevsimine uygun sebzelerde küçük birer parça olarak konulabilir. Sebzeler küçük küçük doğranır. Tahıl unu sıvı yağ konarak pişirilir. Tel süzgeçten geçirilip çocuğa verilir.

 

 

SAĞLIKLA KALIN

 

Uzm. Dr. Orhan Sevinç CURA

 

 

 

 

                                  AŞI TAKVİMİ

 

Doğumda : Hepatit B

 

1.Ay : Hepatit B (2.doz)

 

2.Ay: BCG(verem)+ 5li karma+pnömokok+ meningokok+ rotavirüs

 

4.Ay: 5li karma+rotavirüs+pnömokok+ meningokok

 

6.Ay: Hepatit B (3doz)+5li karma+pnömokok+meningokok+oral polio

 

12.Ay: MMRll (kızamık-kızamıkcık-kabakulak)+pnömokok+suçiçeği+meningokok

 

18.Ay: 5li karma+Hepatit A (1.doz)+oral polio

 

24.Ay: Hepatit A (2.doz)

 

4-6 Yaş : Suçiceği (2.doz)+ MMRll ve dörtlü karma rapeli

 

14. Yaş: Tetanoz

 

Rotavirüs ve Menengokok aşıları sağlık ocaklarında rutin olarak yapılmamaktadır. Doktorunuzdan bu aşılar hakkında bilgi alabilirsiniz.

 

 

BESLENME REHBERİ

 

Yeterliyse 6 ay tek başına anne sütü + Yetmezse formül mama

 

6 Aylık: Meyve (elma, şeftali) sebze ,yoğurt üçlüsünden biri ile tadımlara hergün artırılarak 1 çay kaşığı, 1 tatlı kaşığı, 1 yemek kaşığı başlanılır. Porsiyon için 8. Ay beklenir. 6.ay bitiminde omega 3 takviyesi önerilir.

 

ÖRNEK PROGRAM

 

8.Ay sabah 08:00: 100ml 1porsiyon meyve püresi yada suyu

 

Saat 18:00: 100ml sebze püresi yada yoğurt

 

9.Ay sabah 08:00: Kahvaltı 3 bebe bisküvisi yada 1 dilim tam buğday ekmeği ,yarım yumurta sarısı , 40gr tuzu alınmış beyaz peynir. Formül mama(150ml) yada anne sütü

 

Saat 13:00: Etli sebze çorbası yada püresi veya etli /kıymalı dolma içi

 

Saat 16:00: 100ml yoğurt

 

Saat 19:00: Sebze püresi (100ml)

 

9.aydan sonra öğle yada akşam öğünler iyer değiştirilebilir. Tavuk eti, balık eti 10.ay itibari ile eklenebilir.

 

Ek gıdalara geçildiğinde bebek dilediğince anne sütü verilmeye devam edilir.

 

 

SAĞLIKLA KALIN

 

Uzm. Dr. Orhan Sevinç CURA

 

 

 

 

 

                              ALERJİ DERİ TESTİ

 

Cilt alerji deri prick testi test için uyumlu her yaş grubuna uygulanabilir.

 

Yani cilt testi şu yaşa yapılır bu yaşa yapılmaz diye bir durum yoktur.

 

Burada vakaların teste gerekliliği ,hekim tarafından özenle değerlendirilmelidir. Hastanın tekrarlayan deri döküntüleri,burun tıkanıklığı , hapşırıkları,hırıltı ve öksürük varlığı , ailede alerjisi olan ebeveyn mevcudiyeti önemlidir.

 

Alerji testi ile alerjenin tespiti tedavi başarısını artırır.

 

Mesela astımı olan bir hastanın küf mantarı alerjisi tespit edilirse hasta rutubetten-nemden uzaklaşır,evde çamaşır kurutulmaz ise daha çabuk iyileşir, kedi-köpek tüyü alerjisinde temas kesilince çok hızlı tedavi sağlanır.Alerji testi tedavi etmez,tedaviye destek sağlar.Kliniğimizde 24 parametre içeren cilt prick test uygulanmaktadır.

 

 

 

 

                              ÇOCUKLARDA REFLÜ 

                                         

AĞIZ KOKUSU,İŞTAHSIZLIK,SIK HASTALANMA sebebi olabilir

 

Mide içeriğinin yemek borusuna geri gelmesi olarak tanımlanan reflü yaşamın ilk 3 ayındaki bebeklerin yarısından fazlasında rastlanılan bir durumdur ve bu dönemde fizyolojik normal kabul edilir

 

Reflüsü olan bir bebekte;

 

- Kusma,

 

- Öksürük,

 

- Huzursuzlık ve uyku bozukluğu,

 

- Beslenme güçlüğü,

 

- Ağız kokusu

 

Bebeklerin çoğunda kendiliğinden yok olan reflü eğer aşağıdaki sorunları oluşturursa önemlidir ve tedaviye başlanmalıdır.

 

1) Beslenme yetersizliğine bağlı gelişme geriliği,

 

2) Huzursuzluk ve ağrı nedeni ile beslemeyi reddetmek,

 

3) Solunum ile ilgili sorunlar (Hırıltılı solunum, astım, sık akciğer hastalığı),

 

4) Yemek borusunda hasara bağlı kan kaybı sonucu kansızlık,

 

5) Tekrarlayan kulak ve sinüs enfeksiyonları.

 

 

TANI

 

Bebeklerde ve küçük çocuklarda erişkinlerde kullanılan tanı yöntemlerini kullanımı oldukça güçtür.Tanı çoğu kez anne babanın anlatımı ve muayene sonucunda konulur.Nadir durumlarda ilaçlı yutma testi, endoskopi yada pHmetri kullanılabilir,

 

Bebeklerde reflü sorununda alınabilecek önlemler,

 

Öğünler olası olduğunca sık ancak miktar küçük tutulmalıdır.Öğün sonrasında gaz çıkarması için karnına basınç uygulanmamalıdır.

 

Öğün sonrası yatırıldığında bebeğin başı gövdesine göre 15-25 derece yukarıda ve başı yanda olmalıdır.Bunun için bebeklere özel reflü yastığı kullanılabilir

 

Besinlerin koyu kıvamlı olması kusmayı ve reflüyü azaltacaktır.Reflü yastığı kullanımı bebeklerde fayda sağlar.Ticari olarak satılan anti relü mamaların yanısıra kıvam koyulaştırıcılarda bebeğin yaşı ile uyumlu olmak koşulu ile kullanılabilir.Yaşı ne olursa olsun gece sağa sola çok dönen,ağız kokusu olan çocuklarda reflü akla gelmelidir.Akşam 20 den sonra beslenme yasağı konur,su dışında bir şey verilmez,çikolata,ketçap kızartmalar ,asitli içecekler meyveli-sade soda yasaklanır.

 

Reflü tedavisinde diyetin yeri ilaçtan öndedir,sık sık az az beslenme,baharatlı,acılı yememek,paket market ürünü tüketmemek,akşam saat 20.00 den sonra beslenmeyip,mide boş uyumak çok çok önemlidir.Gerekirse hekim ilaç başlar.

 

 

SAĞLIKLA KALIN

 

Uzm. Dr. Orhan Sevinç CURA

 

 

 

 

                                  ALERJİK NEZLE

 

Baharın gelişi ile allerjik hastalıklarda artış olmasını bekleriz.Sabahları peşpeşe çok sayıda hapşırık,aksırık,uzun süreli ateşsiz burun tıkanıklığı,burunda  damakta boğazda kaşıntı ,bol sulu berrak burun akıntısı,buna eşlik eden öksürük allerjik nezleyi aklımıza getirmelidir. ALERJİK NEZLE de , çocuğun yüzüne baktığınızda solukluk belirgindir.Göz altı mor halkalar ve fırça gibi kirpikler dikkat çeker.

Çocuklar genellikle hareketli ve hırçın çocuklardır.Çocuk kaşıntı ve akıntıdan dolayı belli etmeden burnunu siler ki biz buna allerjik selam diyoruz.

Bu çocuklarda östaki borusu allerjiye bağlı şiş ve ödemli olduğundan sık sık orta kulak iltihabı ve ateşli hastalık geçirirler. Özellikle gece horlaması olan,sık ateşlenen kulak burun boğaz uzmanınca geniz eti ameliyatı ve -veya kulağa tüp takılması önerilen kişilerin çocuk hekimince allerji açısından değerlendirilmesi uygundur.Bu tarz operasyon önerilen kişilerde reflü açısından da değerlendirme yapılmalı,sabahları ağız kokusu,gece huzursuz uyuma,ağlayarak uyanma ve ailede reflülü ebeveyn varlığı sorulmalıdır.Bu çocuklar burunları ve gözleri kızarık ,kaşınan,şiş görünen çocuklardır. Çocukların uykuda kafa ve boyun kısmı yoğun ter içinde kalır.Çoğunun yastığı terden ıslanır.Uykuda diş gıcırdatma allerjik nezleli çocuklarda sıktır .Buda orta kulağın havalanma dengesini sağlayan östaki borusunun tıkanması ve gıcırdatarak bu boruyu açma girişimi gayretlerinden dolayıdır. Solunum allerjileri sıklıkla allerjik nezleyle başlar.Belirli süre sonra astım bronşiale gelişme riski yüksektir.

İnatçı ve sıradışı öksürükleri olan çocukların , çocukluk çağı astımı açısından çocuk uzmanı tarafından değerlendirilmesi uygun olacaktır.Uzayan,gece meydana gelen,hareketle artan öksürük muhakkak hekime danışılmalıdır. Allerjik nezle düşünülen hastanın önce kanda allerji parametreleri sonra da ciltte allerji testlerini yaparız,burada saptanan allerjen varsa tedavi ve korunma ona göre planlanır.Tetkiklerde bir şey bulunamasa dahi çocuğun kliniği allerjik nezle ile uyumlu ise ona tedavi başlarız.Ben bu duruma ortada bir suç var suçluyu henüz yakalayamadık diyorum.Kişinin kefir ,ev yapımı kefir alması ,uyuduğu oda ve evde en çok vakit geçirdiği bölgelerin sık tozunun alınması,evin neminin %50 civarı tutulması,ev içinde canlı çiçek-küf mantarı ve polen açısından,tüy döken hayvan bulundurulmamasını isteriz. Allerji biz yaşadıkça farklı allerjenlerle karşımıza çıkabilir,bu nedenle çevre temizliği,sigarasız ortam,sağlıklı beslenme de iyileşmede çok önemlidir.Önce ilaç tedavisi uygulanır,cevap yok ve allerjen tespit edildi ise 6 yaşından büyük çocuklar allerji aşısına ,immunoterapiye yönlendirilir.

 

 

SAĞLIKLA KALIN

 

Uzm. Dr. Orhan Sevinç CURA

 

 

PEKMEZ

 

Pekmez, meyvelerin sularının ( şıralarının) kaynatılarak yoğunlaştırılmasıyla elde edilir. Pekmez, çoğunlukla üzüm sularından yapılır. Az miktarlarda dut, erik, elma, armut gibi meyvelerden de yapılmaktadır. Genellikle Toroslarda yetişen andız ve keçiboynuzundan da pekmez yapılmaktadır.

 

Üzüm pekmezi: Üzümün fazla yetiştirildiği yerlerde, üzümü değerlendirmek amacıyla yapılmaya başlanmıştır. Ancak faydaları gözlemlendikten sonra üzüm pekmezi yaygın şekilde tüketilmeye başlanmıştır. Kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere vücut üzerinde önemli faydaları vardır. İştah açar, gebelik ve lohusalık dönemi için önerilir.

Dut pekmezi: Anemi hastalığında kullanılabilecek nadir ürünlerden biridir. Ham maddesi olan dut, tatlı bir meyve olsa da pekmezinin acımsı bir tadı vardır. Bebekler ve çocuklar için gelişime katkıda bulunmak için önerilir. Ağız ve diş sağlığını korur ve vücutta enerji üretimini arttırır. En önemli özelliklerinden biri bağışıklık sistemini kuvvetlendirmesi ve bu sayede vücudu hastalıklara karşı korumasıdır.

 

Keçiboynuzu pekmezi: Harnup pekmezi olarak da bilinen keçiboynuzu pekmezi, daha çok Akdeniz ve Ege bölgelerinde yetiştirilen keçiboynuzundan üretilir. Anemide yararlanılan keçiboynuzu pekmezinin, Bağırsak tembelliği ve kabızlık gibi rahatsızlıklara iyi gelir. Kemik sağlığını korur, kalsiyum içeriği sayesinde kemik erimesine karşı faydalıdır. Sütte bulunan kalsiyumdan 3 kat fazla kalsiyum içerir. Diş dokusunun güçlenmesi için gerekli olan kalsiyumu içerir. Bedene güç ve enerji verir. A, D ve B vitaminleri, kalsiyum, fosfor, demir, magnezyum, bakır ve çinko bakımından zengin olduğundan; akciğer hastaları, gebe ve çocuk beslenmesi için, bolca tüketmesi tavsiye edilir.

 

Andız pekmezi: Andız ağacından meydana gelen kozalak özü ve ağacın meyveleri kullanılarak elde edilen bir pekmez çeşididir. Kan yapıcı, vücuda enerji verici özelliği bulunur. Mide bulantısına karşı iyi gelir.

 

100 GRAM PEKMEZ 293 KALORİ İÇERİR

 

100 GRAM PEKMEZ 400 MG KALSİYUM İÇERİR

 

100 GRAM PEKMEZ 10 MG DEMİR İÇERİR,

 

Yani demir eksikliği olan bir kişiye kilosu başına 3 miligramdan demir tedavisi versek ,10 kilo çocuğa günde 300 gram pekmez içirmek lazım ki bu mümkün değildir ve yanlıştır.

 

O zaman kansızlık var ise tabiiki çocuğa pekmez,kırmızı et ,mercimek verilmeli ama verilen ilaç tedavisine devam edilmelidir.Sadece pekmez ile kansızlık düzeltilemez.

 

Pekmez alırken, yüksek ısılarda değil, düşük ısıda uzun sürede pişirilmiş olmasına mutlaka dikkat etmek gerekir. Gün ışığında tutulmamalı.

 

Pekmez ilk kullanımdan sonra buzdolabında muhafaza edilmelidir.

 

SAĞLIKLA KALIN

 

Uzm. Dr. Orhan Sevinç CURA

 

 

 

 

     ÖZEL AŞILARDAN BİRİ,  MENİNGOKOKSİK MENENJİT AŞISI

 

Çocuklarımız daha önce MENENJİT SEBEBİ olan ,bazı mikroplara karşı aşılanmışlardı. Karma aşı ile (H.Influenza) ve prevenar aşı ile pnömokokların sebep olduğu menenjit hastalığından korunmak için aşılanmışlardı.

 

Meningokok aşısı da N.Meningitidis adı verilen bir bakteriye yönelik geliştirilmiş bir aşıdır.Meningokok nadir görülmekle beraber ateş,döküntü ile 24-48 saatte hızla ölümcül olabilen bir mikroorganizmadır.

 

Meningokok aşısı aslında yeni bir aşı değildir. 2006 yılından beri bebeklere ABD ve Avrupa ülkelerinde uygulanan bir aşıdır. Yani ülkemize geleli 6 yıl olan ülkemiz için yeni bir aşıdır yoksa dünyada 12 yıldır uygulanmaktadır.

 

Sağlık ocaklarında uygulanmayan,ücretli bir aşı olup koruyuculuğu çok yüksektir.Özellikle kıştan bahara geçilen mevsimi seven menengokok mikrobunun yarattığı menenjit çok ağır ve ölümcül olabilmektedir.

 

Konjügasyon teknolojisiyle hazırlanan bu aşı, en sık görülen A,C,Y ve W 135 olmak üzere dört çeşit Meningokoka karşı koruma sağlamaktadır.

 

AŞI nın ülkemizde 3 ayrı markası vardır ve bu 3 aşının uygulanma yaş ve şekli farklıdır

 

Aşı uygulama programı artık 2-4-6-12 DÖRT DOZ , 3-5-12 ÜÇ DOZ , 7-12 İKİ DOZ ,12 aydan sonra tek doz,24 aydan sonra tek doz olmak üzere farklı markalarla farklı uygulama şekilleri mevcuttur. Bebeğin yaşına ve hastalığın soğuk-bahar mevsimini tercih ettiğine bakarak bir aşı programı çıkarılır. Hastanın ekonomik gücü ve durumuna göre 2-4-6-12 4doz yapıldığı gibi bir yaş bitiminde tek dozda uygulanabilir.Aşı için üst yaş sınırı olmayıp-3-5-10-15-30 yaş ve üstü her yaşa uygulanabilir.

 

Meningokok ağır ölümcül seyreden,sakatlık bırakan bir hastalık olduğundan tabii ki ekonomik durumu uygun olan kişilerde ilk fırsatta aşıya başlanmalıdır. Kişini mikrop ile hangi yaşta nerede karşılacağını bilemeyiz,bu kadar kötü seyirli bir hastalığın aşısını imkanı olan herkesin olması önerimizdir.

 

Aşının en sık görülen yan etkileri, aşı yapılan yerde ağrı, kızarıklık, şişme, ateş, ağlama ve huzursuzluk şeklindedir.Meningokok aşısı; ABD,KANADA VE AVRUPA ÜLKELERİNDE ücretsiz uygulanmaktadır.

 

SAĞLIKLA KALIN

 

Uzm. Dr. Orhan Sevinç CURA